10.06.2009

UYUZ SUYU ŞELALESİ


Eşim bir belgeselde görmüş bu şelaleyi haftasonu gidelim diye çok ısrar etti. Gaz parası çok gider, çocuk küçük onca yola dayanamaz deyip ikna ettik gitmeyecektik onun yerine yine Beypazarına gidip dönecektik.

Pazar sabahı geldi babamlar bizi aldılar çıktık Beypazarına doğru yola. Yol boyu harika gelincik, papatya ve kiraz ağacı manzaralarıyla vardık Beypazarına ama festival varmış, sokaklarda adım atacak yer yok aşırı kalabalıktı giremedik çarşıya eşim buraya kadar gelmişken görelim o şelaleyi dedi. Babam kıramadı Nallıhan'a doğru yol almaya başladık. Önce Çayırhanda Kuş Cennetini gördük muhteşem bir manzaraydı

Ankarada gezip görülecek yer yok, denizi yok diyenler görmeliydi bu güzelliği öyle heybetli bir dağı da vardı ki kırmızı,mavi ve beyaz renklerin buluşmasıyla oluşmuş sanki boya kalemleriyle çizilmiş kelimeler yetersiz kalır anlatmaya. Kıpkırmızı bir toprak nasıl olur rabbim neler yaratmış, mavimsi toprak sanırım kildi birde bizim oraların(beypazarı) genelde toprağı beyazdır özelliği nedir bilemiyorum ama dağlarımız bembeyazdır. İşte böyle güzelliklerin arasından geçerek Nallıhan'a vardık.

Küçük bir marketten yiyecek, içecek malzemelerimizi alıp şelalenin yolunu sorduk bir genç tarif etti bize ama nasıl etmiş çok bedduamızı aldı :)dediği yönde en az 20 km. yol gittik sonra bir araba rastgeldide sağolsun bizim kaybolduğumuzu anlayıp durdu Allahtan biliyormuş şelaleye giden yolu tekrar geri döndük Nallıhana oradan Bolu yoluna doğru gitmemizi söyledi tekrar yanlış anlaşılma olmasın diye bir benzincide inip sorduk nerededir bu şelale diye çok ilginç oranın yerlisi bile bilmiyordu bilen bir yolcu benzin alırken bizim sorduğumuzu görüp yanımıza geldi o daha önce gitmiş çok zor bulmuş detaylıca tarif etti sağolsun.

Göynük sapağından sola dönüp en az 20 km gittik sonra tabelayı nihayet görebildik. Öyle bir güzellik barındıracaksın ilçende ve hiç bir şekilde ne bir tanıtım ne bir tabela koymayacaksın nasıl çalışıyor belediyesi anlamadım. Karacasu köyünün içinden bir yol uzanıyor dağ boyunca öyle bir yol ki bir adım öteni göremiyorsun kıvrım kıvrım heryanı çam ağacı mis gibi çam kokuları geliyor dolana dolana dağın neredeyse zirvesine vardık yol çok kötü değildi asfalt olmasada düzgündü arabayla rahat çıktık 7 km. yazıyordu tabelada.

Şu kıvrımı geçelim varırız diyoruz yok burayı dönünce görürüz yok ama görülecek bir yerde değilmiş bizden önce giden birkaç araba varmıştı onları görünce durduk bizde yoksa mümkünü yok rabbim sanki kimseler görüp bilmesin diye saklamış.

Bilmiyorum ne söylesem çok güzel,harika,muhteşem,mükemmel yok hiç biri anlatmaz o güzelliği o tertemiz havayı o bemberrak suyu anlatmaya.

Şelaleyi görebilmek için biraz daha aşağı inip yürümek gerekiyor oraya araba inemiyor suyun içinde biraz gezindik çok kuvvetli akmıyor su bu yıl bayağı yağmur filan yağdı ama yinede yeterli olmadı demekki duyduğumuza göre uyuz hastalığına iyi geliyormuş o su o yüzden ismi uyuzsuyu şelalesi akarsu normalde buz gibi olur ya bu suyun bir özelliğide yaz- kış sıcaklığının 36 derece olmasıymış çok özlemişim dağ havasını insanın bir ömür orada kalası geliyor.

Çok güzel ve çok yorucu bir gün geçirdik kilometrelerce yol gittik ama değdi şelale 21 haziranda kuruyormuş önümüzdeki seneye kadar birdaha gidemeyiz artık.

Ankaraya yaklaşık 190 km mesafede gittiğimiz yer yaklaşık 50 lira kadar gaz yaktı araba üstelik biz birde yolu kaybedik 20-30 km fazladan gitmiştik buna rağmen 50 lira çok iyi bence imkanı olan herkes görmeli.

Dönüşte Davutoğlanda oturan akrabalarımıza da uğradık inekler,köpekler kediler, tavuklar tam çiftlik gibi evleri taze taze süt verdiler bize .

Bu durumdan en çok memnun olan tabii ki kızımdı doyasıya koşturdu güldü eğlendi zaten tam bir araba hastası çok iyi geldi bu gezi inşaallah daha güzel yerlerde görür.
Yazmayı unuttum birde karacasu köyünün girişinde köy sofrası diye bir mekan vardı içine girmedik ama yöresel lezzetler sunduklarını duydum dışarıdan da oldukça güzel görünüyordu.

Detaylı bilgiler için bu siteyi bir ziyaret edin derim sevgiler.